suriye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suriye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Kurdukları sömürge devletçiklere, bayrak bulmakta zorlandılar. 


Cetvelle sınırları çizilmiş uydu devletlere, sınırları çizen İngiliz-Hristiyan-Siyonist-Sabetayist-Mason ittifakı bayrak uydurmakta zorlanmış ve ortaya bu manzara çıkmış. Aslında sömürge olarak kurulmuş ama ilan edilmemiş sömürge devlet konumunda olan bu devletler/topraklar Osmanlı'dan koparılıp alındılar. Buralar bizim dört asırlık topraklarımızdı. Yeniden alamayalım, almaya teşebbüs etmeyelim diye hile ile ve İngiliz desteği ile Cumhuriyet idaresi kuran Sabetayistler "Yurtta barış, dünyada barış" dediler, beynimize beynimize kazıdılar resmi müfredat ile... 

Çok taktik öğretiler ve söylemler ile dünya gelişmelerine gözümüzü kapattılar. Daha düne kadar bizim toprağımız olan yerleri hafızamızdan ve hayalimizden bile sildiler.
Dünya Lideri!



Meselâ 'dünya liderimiz' var ama dünyanın bundan haberi yok!.. Çünkü gizli lider!.. Bu türlerden ancak Kurtlar Vadisi'nde bulabiliyorsunuz!..




Bir Başbakanımız var o da gizli!.. O kadar gizli ki, bu ülkede kim gerçekten Başbakan bilen yok!.. Hani "Bakanlar Kurulu'na göz gezdireyim de belki oradan bir ipucu bulabilirim" diyorsunuz ama olmuyor… Bu arkadaşları kim Bakan tayin etmiş olabilir, o 'tayin edici' Başbakan kim, bir türlü çıkaramıyorsunuz, çok gizli!..




Seçim propagandaları esnasında öğrendik 'yerli uçak' yaptığımızı… Bu uçak nerede yapılıyor, Ostim Organize Sanayi Bölgesi'nde mi, yoksa mahallenin kaportacısında mı, o da belli değil… Sonra öğrenmeye çalışıyoruz işin aslını… Galiba bir Amerikan şirketi bizim Misak-ı Milli sınırlarımız içinde uçağın cıvatalarını sıkınca uçak 'yerli' olacak!..




TIR'lar yakalanınca "Onlar Türkmenlere gidiyordu" diye yemin billah edenle, "Onlar Türkmenlere gitmiyordu" diye yemin billah eden şimdi aynı masanın etrafında Bakancılık oynuyor… Birbirine 180 derece (Davutoğlu matematik bilimine göre 360 derece) zıt açıklamalar yapan bu tipleri bir araya getiren güç nedir? O da çok gizli!.. Anlamaya çalışmaktansa, en iyisi TIR'ra kadem basmak!..




Bir ara 'faiz lobisi' vardı, her taşın altından çıkan!.. Gezi'yi organize eden, hükûmeti darbe yoluyla yıkmaya çalışan, kendi rantı için memleketi ateşe veren!.. Suçları sabit!.. Peki bu kadar çok sözü edildiği hâlde bu 'hainler'den yakalanmış, ters kelepçe vurulmuş, mahkemeye çıkarılmış bir kişi var mı? Belli ki onlar da çok gizli!.. O kadar gizli ki, edebiyatını yapanlar, bir türlü failleri yakalayamıyorlar!..




Görünmezliğin zirveye çıktığı yer Kabataş'tı… Bütün olup biteni 'kalp gözü' açık olanlar gördü de mobeseler görmedi!.. Kimisi deri ceketli, yarı çıplak, motosikletli, muhtemelen Uranüs'lü bir çapulcu grubu bir bacımıza ve bebeğine pislik yapmışlardı!.. Eyleme çıkmazdan önce 'görünmezlik iksiri' aldıklarından 'dili kaba, vicdanı taş' olanlar bunları görmemiş, sadece 'kalp gözü' açık olanlar hissetmişti!..

O olayla ilgili de bir kişi bile yakalanmadı, her şey burada da çok gizliydi!.. "Görüntüler elimizde, ben seyrettim" diyen milletvekili bile vardı… Neresiyle seyretti bilmiyoruz… O görüntüler şimdi sırlar âleminde!..



17-25 Aralık'ta yatak odalarında, ayakkabı kutularında, kasalarda bir yığın para yakalandı… İlk telâşla "Kim, ben mi, açıklayabilirim, ekmek çarpsın imam-hatip parasıydı, benimle alâkası yok, polis koydu" diyenlere sonra bu paralar bavullarla ve faizleri eşliğinde iade edildi… Polisin koyduğu paraların, o paralarla yakalananlara yani 'komplo mağdurları'na niye iade edildiği ise büyük bir sırdı!.. Burada da gizlilik esastı!.. Fahişe ve memura paranın peşin verilmesini öğreten felsefe sahibine kimse "O 'fahişeler' ve 'memurlar' kimlerdi?" diye soramadı!..



Çözüm süreci açıktı ama PKK'nın silahları gömmesi gizli gizliydi hep!.. Şimdi patlayan bombalar da asfaltların altına gizli gizli gömüldü!.. 'Barış' o kadar gizliydi ki, sadece havuz medyası sezebiliyordu!.. Şehirlerarası yollar günlerce kapatıldığında bile Ankara'dakiler "Abartacak bir şey yok… Çözümü provoke etmek isteyenler kamyonların kontak anahtarlarını alıp, yolu trafiğe kapatmışlar" diyebiliyorlardı… Bugün Silopi'de, Cizre'de ve diğer bir çok yerde kamu hâkimiyeti var ama biraz gizli var!..



Bizde 'gizlilik' artık rejimin en baskın rengi… Kim, kaç yıllık, hangi okulu bitirmiş tam bilinmez, o da gizlidir… Sadece yönetenlerin değil, muhalefetin de gizliliğe verdiği önem başkadır… Meselâ CHP'nin Atatürkçülüğü rivayet edilir ama çok gizlidir, pek görülmez!.. MHP yönetiminin ise seçim başarıları esastan gizlidir!..



Açık taraflarımız yok mu? Elbette var… İstihbaratımız şeffaftır, örnek olarak!.. Oslo'da masaya otururlar, sabaha kalmaz duyarız!.. Suriye ve Süleyman Şah Türbesi'yle ilgili akıllarından 'roketli' bir şeyler geçirirler, daha o toplantı dağılmadan, konu internete düşer!.. "Yatak odalarımıza kadar dinlenmişiz" veya "Almanya çok ayıp etti" cümleleri bizimkilere ait…



Bunlar istisna tabii… Yine de bizde müşteri memnuniyeti açısından gizlilik esastır!..

Servet Avcı
Yeniçağ / 29.11.2015
Herkes Hep Birden Aynı Şeyi Söylüyor: AKPKK Savaş Suçları İşledi

Yıllardır herkesin bildiği şeyler, nihayet dünyanın dört bir tarafından dillendiriliyor.

'IŞİD Türkiye'deki karaborsada 8 ayda 800 milyon dolar kazandı'

Iraklı siyasetçi Muvaffak El Rubai, Türkiye’yi IŞİD’e destek vermek ve petrol kaçakçılığı ile militanların sınırdan geçmesine göz yummakla suçladı.

Irak'ta Kanun Devleti Koalisyonu partisi lideri ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Muvaffak El Rubai, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye başta IŞİD’in petrolü kara borsada satmasına izin vererek teröristleri destekliyor” dedi. IŞİD’in petrolü kara borsada varili 20 dolardan sattığını söyleyen Rubai, küresel fiyatların 50 dolar civarında olduğunu hatırlattı.

Sputnik'e verdiği demeçte de petrol ve doğalgaz satışlarının 'IŞİD'i besleyen oksijen' olduğunu söyleyen Rubai, "Örgüt, 8 ay içinde Türkiye'de 800 milyon dolar değerinde Irak petrolü ve gazı sattı" dedi.

Diğer taraftan Türkiye’nin militan toplama merkezine dönüştüğünü savunan Rubai, teröristlerin Türkiye sınırı üzerinden Irak’ın Musul ve Suriye’nin Rakka bölgelerine taşındığını öne sürdü.
Suriye Müftüsü Hassun'dan Önemli Açıklamalar, suriye, Dış siyaset, AKP, hassun, esed, İslâm,
Suriye Müftüsü Hassun


SURİYE'NİN SÜNNİ MÜFTÜSÜ GERÇEĞİ BAĞIRDI: İÇ SAVAŞ YOK, İŞGAL VAR!
SURİYE HALKI ESAD'A KARŞI MÜCADELE ETMİYOR!

Türk halkı, Suriye ve Irak'ta yaşanan gerçekler hakkında hiçbir şey bilmiyor.

Halkının yüzde yetmişi Sünni Müslüman olan Suriye'nin yine Sünni olan genel müftüsü Hassun, ses getiren çıkışlarına bir yenisini daha ekledi. Haçlı+Siyonist+AKP ittifakının yalanlarını gözler önüne serdi.

Suriye'ye ABD, Avrupa Birliği ve bazı Arap ülkelerinden çok fazla terörist geldiğini söyleyen Suriye Müftüsü Şeyh Ahmed Bedreddin Hassun "Birileri, Suriye halkının Beşar Esad rejimine karşı mücadele ettiğini söylüyor, bu bir yalan. Temel sorun, yabancı savaşçı ordularıdır" dedi

Rusya'yı ziyaret eden Suriye Müftüsü Şeyh Ahmed Bedreddin Hassun, Sputnik Haber Ajansı'nın sorularını yanıtladı.

Rusya'yı ziyaretinizin amacı nedir?

Rusya'ya ziyaretimin temel nedeni, "Rusya-İslam Dünyası" Stratejik Vizyon Grubu'nun Moskova'da Perşembe ve Cuma günleri yapılacak toplantısına katılmaktır (Rusya'da on milyonlarca Sünni müslüman yaşıyor ve Ruslar bunlara asla kötü muamele etmiyorlar. Teröre ve şiddete varmadıktan sonra her türlü dini serbestlik verildiği gibi maddi yardımlar bile yapılıyor - Akademi editörü). Bu toplantıda, Rusya'nın İslam dünyası ile ilişkilerini konuşacağız ve özellikle de Rusya'nın Arap dünyası ile işbirliği konusuna değinme niyetindeyiz. Ortadoğu bölgemizin Rusya ile ilişkilerinin kaliteli şekilde genişlemesini istiyoruz.

Rusya'nın Suriye'deki rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rusya'nın Suriye ve diğer Arap ülkelerindeki rolünü abartmak zor. Zira Moskova'nın savunduğu duruş, ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin Ortadoğu halklarının ve özellikle de Suriye'nin siyasi hayatına müdahalesine karşı olmasından ibaret. Moskova'nın dış politikasını, belirli bir ülkedeki siyasi sistemin korunması bağlamında konuşmak doğru değil. Rusya'nın Suriye'de sadece tek bir etnik veya dini grubu savunduğunu iddia etmek de doğru değil. Rusya, Suriye'de siyasal sistemi veya rejimi değil, hakikati destekliyor. Rusya, Suriye halkıyla birlikte. Bugün Suriye ve Rusya, ülkede uzlaşı ve barışın sağlanması için çalışıyorlar. "Rusya-İslam Dünyası" Stratejik Vizyon Grubu'nun toplantısı, bu çabaların teyidi. Maalesef, kendini Suriye muhalefeti olarak adlandıranlar, bu tür etkinlikleri görmezden geliyor. Suriye, Rusya ile birlikte, hükümet ve muhalefet arasındaki müzakerelerin önkoşulunun ateşkes olduğuna inanmakta. Ateşkes, müzakere sürecinin vazgeçilmez bir bileşenidir.

Suriye'deki savaşa dış müdahale konusundaki düşünceniz nedir?

Bugün Suriye'de iç savaş var diyemeyiz. Ülkeye aşırı sayıda yabancı militan giriş yaptı. Söz konusu, 52 ülkenin vatandaşları, ABD, Avrupa Birliği ülkeleri ve bazı Arap ülkelerinden çok fazla terörist geldi. Bu yüzden Suriye halkı ve ordusu, bugün sayısız yabancı birliklere ve terörist gruplarına karşı mücadele ediyor. Birileri, Suriye halkının Beşar Esad rejimine karşı mücadele ettiğini söylüyor, bu bir yalan. Suriye halkı, kendi liderini kendisi seçti. Sözlerimi doğrulamak için Suriye'ye gelmek isteyen tüm gazetecileri davet ediyorum. Haklı olduğumu kendi gözleriyle görecekler. Suriye rejimi ve halkı arasındaki ilişkilerde hiçbir sorun yok. Temel sorun, yabancı savaşçı ordularıdır. Onlar bu savaşı başlattı ve sürdürüyor. Irak'ta da olaylar benzer senaryoya göre gelişiyordu.

Türkiye'de genel seçimler yapıldı ve iktidardaki AK Parti meclisteki birçok sandalyeyi kaybetti. Koalisyonun kurulması planlanıyor. Sizce bu seçim sonuçları, Ankara ile Şam arasında diyalogun kurulmasına vesile olur mu?

Türkiye hükümeti şu ana kadar her şeyi Suriye halkına karşı yaptı. Bu arada Türk halkı, Suriye ve Irak'ta yaşanan gerçekler hakkında hiçbir şey bilmiyor. Bu seçimlerin ardından Türk halkının çoğunlukla iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'ni desteklemediğini güvenle söyleyebiliriz. Çünkü bu partinin, komşu ülkelerin iç işlerine karışmak istediğini herkes anlıyor. Söz konusu sadece Suriye değil. Türk halkı, son seçimlerde AK Parti'nin dış siyasetine güvenmediğini açık şekilde ifade etti. Bu, Türk halkının hükümet ve AK Parti'ye verdiği güzel bir cevap. AK Parti'nin her yeni seçimle mecliste daha fazla sandalye kaybedeceğini düşünüyorum. Ankara ve Şam arasında işbirliğine gelince, gelecekte olabilir. Bunun hemen şimdi olacağını beklemek doğru olmaz. Türk meclisinin ve hükümetin yenilenmesi beklentisi içindeyiz.



www.AkademiDergisi.com
www.SpaceExplorer.TV
www.SaglikliYasam.TV


Sosyal Medya

www.Google.com/+MehmetFahriSertkaya
www.Google.com/+SpaceExplorerTV1
www.Google.com/+AkademiDergisi
www.Google.com/+TeknoAkademiTV
www.Google.com/+SaglikliYasamTV
Sünni Müslümanlar olarak Esed'in ve Suriye halkının yanındayız.Dış siyaset, AKP, suriye, esad
Beşşar Hafız el-Esed



Memleketimizde son 15 yılda;


- 241 polis
- 91 asker
- 17 özel tim görevlisi
- 15 korucu
- 45 gardiyan

TECAVÜZ'den yargılandı. 

Hiçbiri hapis cezası almadı. Bu rakamlar sadece yargıya yansıyanlar. Yansımayanları ve farklı suç çeşitlerinin oranlarını da siz tahmin edin.

Son yıllarda, bazı TSK mensuplarının, terörle mücadele ederken Güneydoğuinsanına karşı nasıl akıl almaz suçlar işlediğine dair daha çok bilgi, belge ve şahitbasına yansıdı.

Şimdi, Suriye meselesini doğru değerlendirmek isteyenler şu gerçekleri göz önünde bulundursunlar: Dünyanın hiçbir yerinde İslam devleti de İslam ordusu da yok. Bizim devletimiz de ordumuz da İslami değil. İçinde Müslümanların bulunuyor olması, sistem olarak İslami olmadıktan sonra ne devleti, ne orduyu İslami yapmaz.

Biz laik bir devletiz. Suriye devleti de bir Arap Soysalist devleti. Onlarca yıldır Sovyetlerin/Rusya'nın nüfuzunda/tesirinde kalmış bir devlet. Bu devletin ordusundan İslam ordusu hassasiyeti beklemek doğru değil. İşte bizim ordumuz bile çok temiz değil. Suriye ordusuna mensup bazı askerlerin hatta yüzlerce askerin, subayın zulüm yapması bile, insanlık suçu işlemesi bile Suriye ordusunu terörist bir çete gibi görmeyi meşru kılmaz. 

Genel olarak bakıldığında bir devlet otoritesi ve bir hukuk sistemi mevcut. Karşımızda bir aşiret ya da bir terör örgütü yok, devlet var. Dünya alem gördü ki o katliamların tamamına yakınını muhalifler yaptı. En son kimyasal saldırıyı da muhaliflerin yaptığı ve Suriye ordusunun bunda da suçu olmadığı, perde arkasında yine CIA ve MOSSAD olduğu kesin deliller ile ispat edildi ve herkes sesini kesmek zorunda kaldı. Suriye ordusunun zulmü diye dünya kamuoyuna sunulan ve çok tesir eden videoların yüzlercesinin -abartı yok gerçekten yüzlercesinin- montaj ve kurgu oldukları meydana çıkarıldı. CNN ve el Cezire bile özürler dilemek zorunda kaldı. El Cezire çalışanlarının bir kısmın, yalan haberleri servis etmeyi kabul etmeyip topluca istifa ettiler. Katledilenler genellikle Şii-Nusayri Suriyelilerdi ama sizlerin bir durup "Şii Esed neden Şiileri katletsinki?" diye sormanıza bile fırsat verilmedi.

Suriye türetme bir ülke. Hiçbir geçmişi yok. Asırlarca Osmanlı toprağı olarak, bizim toprağımız olarak kaldı. İngilizler ve Fransızlar anlaşarak Suriye'yi oluşturdular. Halkın yüzde yetmişi Sünni Müslüman... Ciddi oranda Türkmennüfusa sahip. Devlet bakanlarının çoğu Sünni Müslüman ve Esed hakkında yazılıp çizilenlerin ezici çoğunluğu yalan ve iftira. Genelkurmay ikinci başkanı Sünni Müslüman. En büyük ve en kalabalık Sünni aşiretler bile gönül rızası ile Esed'in yanında yer aldılar. Yazılı belgeye imzalar atarak, her yerde dağıtıp Sünni Müslümanların devletten yana olmasını istediler. Düşünün ki Sünni alim Said Ramazan el Buti bile devletten yana tavır aldığı için muhalifler tarafından camide sohbet verirken bombalı saldırıda şehit edildi.

Birinci dünya savaşı ile Osmanlı'yı yıktılar. İkinci dünya savaşı ile İsrail'i resmen kurdular. Üçüncü dünya savaşı ile de Büyük İsrail'i kuracaklar. Ortadoğudan ve Anadoludan hem Müslüman hem de Türk kim varsa katledip kaldıracaklar. 

Hedef Büyük İsrail Devleti projesi... Esed ile sorunlarımız var, evet... İtikadi sorunlar var, evet. Yanlışlar, zulümler var, evet... Ama bu Melhame-i kübra bitene kadar Esed Suriye'nin başında kalmalı ve Suriye'nin de Irak gibi üçe bölünmesine müsaade edilmemeli...

Bu gün bir Sünni Müslüman olarak, vicdanım rahat şekilde Esed'in ve Suriye halkının yanında; AKP'nin ve onu oynatan Siyonizmin ve Sabetayizmin karşısındayım.

Siyonizmin ve Sabetayizmin kontrolündeki Türkiye basınına aldanmayın. İhaneti sabit AKP iktidarının söylem ve eylemlerine, taktiklerine aldanmayın! Sizler de durduğunuz yeri bir kez daha sorgulayın!